13 Aralık 2012 Perşembe
İlham
Hani hepimizin hoşumuza gittiği için devamlı bir yerlerden yürüttüğü, paylaşınca sözde cool göründüğü, çok harika hayat felsefelerimizi yansıtan, Facebook'ta bir sürü like ve 'çaldım' yorumu alan ilham kaynağı yazılar var ya; işte onlardan kendi paylaştıklarımı derleyeyim dedim. Buyrunuz istediğinizi alınız. Nasıl olsa başkasından çalınan şey, bir başkası tarafından çalındığında artık 'çalınmış' değil 'alınmış' sayılır. Tepe tepe paylaşın!
8 Aralık 2012 Cumartesi
Gecikmiş bir Milan-Como yazısı
Yine arayı çok açtık, biliyorum; ama şu bilgisayarın başına oturup herşeyi bir araya getirip derleyip toplayıp yazmak bazen öyle zor geliyor ki... Sırf yazmış olmak için de yazmak istemiyorum. Zaten 'süreli yayın' da değil benim minik blog'um. O yüzden 'canı istediğinde yazılan yazı' olarak tanımlayıp, bir daha da bununla ilgili açıklama yapmıyorum.
Gelelim bir başka kısa seyahat yazımıza.
Gelelim bir başka kısa seyahat yazımıza.
Etiketler:
como,
di piscante luigi,
le banque,
milan,
milano,
nobu armani prive
3 Eylül 2012 Pazartesi
KARMA, BİR DAHAKİNE BENİ ERKEK VE EŞCİNSEL YAP DA ÖYLE GÖRÜŞELİM!
Bu başlık da ne
diyeceksiniz. Demeyin. Yerimde olsanız –bir kısmınız da olmuşsunuzdur- siz de
böyle söylerdiniz. Niye mi böyle söylüyorum; çünkü Mykonos’a gittim. İyi ki de
gittim; gözüm gönlüm açıldı, banyo yaptı, temizlendi, arındı; kısacası bayram
etti. Nasıl mı? Ne siz sorun, ne ben söyleyeyim. Ne, biceps’ler, triceps’ler
(bilmeyenler için kol kası oluyor bunlar; benim her zaman en can alıcı
bulduklarım), abdominal’ler, adonis’ler, gluteus’lar (popo kası oluyor bu), six
pack’ler, baklavalar, börekler, pastalar gördüm bilseniz! Ama çok acı çektim.
Çünkü yapabildiğim tek şey bakmaktı. Çünkü iç çekmekten başka elimden bir şey
gelmiyordu. Çünkü hepsi sahipliydi. Çünkü hiçbiri benim olamayacaktı. Çünkü
çünkü...! (Bu noktada eğer eski usül kağıt kalemle yazıyor olsaydım kağıdın
gözyaşlarımla ıslanıp yumuşadığını fark ederdiniz.)
25 Ağustos 2012 Cumartesi
Bir Ağustos Böceği Macerası
5 koca ay. İşte
tam bu kadar zamandır yazmıyorum. Neden, bilmiyorum. Zamanım olmadı, ya da
yaratmak istemedim, düzgünce yazmadıktan sonra alelade şeylerle karşınıza
çıkmak istemedim, üşendim, dinlendim, bu bahaneler uzar gider. Kendime bile
ayıp ettim; ama bugün klavyeyi yeniden parmaklarımın hapsine alıyorum ve
yazmaya değer bulduğum mini Kuzey İtalya ve Güney Fransa maceramı anlatmaya
çalışıyorum. Gidecek olanlara da birkaç iyi fikir sağlar diye düşünüyorum.
Biz 4 kız
İstanbul’dan çıktık yola. Daha doğrusu 2’miz İstanbul’dan çıkıp Milano’da
yaşayan diğer 2’limizin yanına gittik ilk önce. Bu tatil planını yapmadan
önceki fikrimiz, kalacak yerimiz var nasıl olsa diyerek sadece Milano ve
çevresini talan etmekti. Ama gelin görün ki; Milano Ağustos ayında yaşanmaz bir
yer olurmuş. Her yer kapalı, sadece en turistik yerlerin açık olduğu ölü
sezonuymuş oraların. Biz de bunun üzerine 2 gecemizi orada geçirip trenle Güney
Fransa turuna çıkalım dedik. İyi de ettik!
5 Mart 2012 Pazartesi
EVLEN(ME) BENİMLE!
5 gün önce 'leap day'di, yani artık yılın kışının son günü, yani 4 yılda bir gerçekleşen 29 Şubat günlerinden biri. Hani şu o gün doğanların 4 yılın 3'ünde doğumgünlerini 28 Şubat'ta mı 1 Mart'ta mı kutladıklarını bilemediklerimizin ve üzüldüklerimizin günü. Ya da başka bir açıdan bizden hep 4 yıl genç kalanların.
22 Şubat 2012 Çarşamba
VICKY CRISTINA'SIZ BARCELONA
Geçtiğimiz
haftayı Barcelona’da geçirdim. Evet, Sevgililer Günü’nün olduğu hafta. Ve evet,
biraz şanslıyım. Sevgilim vardı, vizem vardı, kalacak yerim vardı, işlerim
yoğun değildi ve tatilim vardı. Bundan iyisi Şam’da kayısı mı şeftali mi bilemiyorum.
Birazcık
araştırma yapıp gideyim dedim; ama ya yetersiz
bilgi ya da -tabi ki bu ağır basan seçenek- benim yetersiz araştırmam kaynaklı pek fikrim olmadan gittim. Ama gittikten sonra hiçbir sorun olmadı neyse ki. Ben
de merak edenlere ya da gitmeyi düşünenlere kolaylık olsun,
aşağı yukarı fikir edinebilsinler ve kaba taslak bir plan çıkarabilsiler
diye genel birkaç bilgi paylaşayım istedim. Bunlar benim gördüklerim ve
önerebileceklerim. Kim bilir daha kaç farklı görülesi yer, tadılası lezzet,
yaşanması gereken şey vardır...
8 Şubat 2012 Çarşamba
SEVGİLİLER GÜNÜ’NDE PAKETSİZ HEDİYENİZ: TANTRİK SEKS
Sevgililer Günü’nü
sevgilim olsa da olmasa da hep sevmişimdir. Çünkü olduğunda o, o olmadığında da
babam hediye alır. Yani, hiç hediyesiz kalmam. Anlayacağınız gibi; bu özel ve güzel
gün için barındırdığım hisler tamamen duygusal (!) nedenlere bağlı! Sağolsun
sayesinde, parfüm, saat, ayakkabı, çantadan bol eşyam yok. Tabi ki; onlar da özellikle
bir kadına mutlaka ama mutlaka alınması gereken şeyler; ama yanında
verilebilecek, manevi değeri büyük hediyeler de olmalı. Siz de bu bilindik
hediyelerden sıkıldıysanız, alternatif hediye almak ve vermek istiyorsanız,
birazdan okuyacaklarınız işinize yarayabilir.
Etiketler:
kundalini masajı,
shakti,
shiva,
tantra,
tantrik seks
1 Şubat 2012 Çarşamba
ŞOK
İlk konumuz, reklamcılıkta en sevdiğim alan olan 'şok reklamcılık' olacak. Bu konu beni hep çok heyecanlandırır, ama nedense Türkiye'de bunun üstüne çok gidilmez ve konuşulmaz. Hakkında hazırladığım rapor da hazır tazeyken atlamadan hemen paylaşayım dedim.
Şok reklamın tanımını merak edenlere; tüketiciyi sosyal normlara ve kişisel fikirlere karşı gelerek, bilinçli şekilde irkilten, şaşırtan hatta rencide eden reklamlara verilen addır. Yani sıkıcı tanımı geçersek; bize 'Oha, yok artık!', 'Abi, şu reklamı gördün mü? Abartmışlar.' dedirten, dedirterek de amaçlarına ulaşan çarpıcı reklamlardır.
Daha fazla uzatmadan örneklerine geçelim de size 'Oha!' dedirtip rahatlayayım.
GİRİŞ
Konuşacak o kadar çok şeyimiz var ki!
Reklam, PR, moda, mekanlar, seks, ilişkiler, gündem ve diğer herşey çok yakında...
Reklam, PR, moda, mekanlar, seks, ilişkiler, gündem ve diğer herşey çok yakında...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)