Ama bazı geleneklere göre 12 tane eldiven alma zorunluluğu varmış. Hatta bunun için yasalar olduğu bile söyleniyor. Nedeni de kadının 12 ay boyunca parmağında yüzük olmayışını saklamak ve utancını örtmekmişmişmiş. Ben olsam ya zaten teklif etmem ya da reddedileceğimi bildiğim adama eder üstüne cezasını 12 topuklu ayakkabıyla ödemesini isterim. Böylece her ay farklı bir topuklu ayakkabıyla bacaklarım olduğundan çok daha ince görünür, 12 farklı adamla tanışırım.
Ya da belki şöyle bir ayakkabı dolabı isterim.
Konumuza dönecek olursak; ben de leap day geleneklerinden kendime pay çıkarıp hediyeler kapmaya çalıştım. Ama sonuç; hüsran. Manevi olarak iyi ama maddi olarak hiç hoş olmadı; 4 yıl sonraya artık...
Bu arada İskoçyalılar ve Yunanlılar da bu yıl ve özellikle bu günlerde evlenmenin lanetli olacağına, 13. Cuma gibi uğursuz olacağına inanırlarmış.
Bu leap day geleneklerini araştırırken karşıma sizin de ilginç bulacağınızı düşündüğüm birkaç farklı gelenek çıktı. Gelin onlara da bakalım; sonra kapansın bu gelenek görenek ıvır ve zıvırları.
Endonezya'da tuvalet ve duş yasağı: (Hayatımda duyduğum en saçma) bu geleneğe göre gelin ve damadın 3 gün 3 gece süreyle her türlü tuvaletlerini yapmaları ve duş almaları yasak. Bunu sağlayabilmek için de azıcık su içebiliyor ve azıcık yemek yiyebiliyorlarmış. Buna göre daha uzun ve mutlu yaşamaları söz konusuymuş. İçlerinde biriken çişler ve dışkılarla, kokuşmuş kafalarıyla ne kadar mutlu yaşayabilirler bilinmez.
Endonezya'da parmak kesme: Bu Endonezyalı'lar kafadan kontak olacak ki böyle yitirik şeyler yapıyorlar. Bu geleneğe göre de; kadınlar ölen bir akrabasının ardından bir parmağını kesiyormuş. Nedeni de (bu yitiriklerin arasından kaçıp giden) ruhlarını kutsamakmış. Ölen 20 akrabadan sonra erkek olsa neresini keseceğini anlarım da, olan yine kadınlara olduğundan zavallılar nerelerini kesiyor acaba?
Çin'de ayak bağlama, katlama, ne derseniz artık: Çin'de küçük ayaklı kadın makbul olduğu için, bu çıldırıklar da ayaklarına fotoğrafta gördüğünüz gibi işkenceler yapıp, o miniminnacık ayakkabının içine sığdırmaya çalışıyorlar. Çinli erkeklerin zevki bizimkilerden oldukça farklı olacak ki; erotizmin sembolü olarak biliniyormuş. Ay, erkek olsam kadını soysam soysam ayaklarına gelsem, böyle olduğunu görsem, pılımı pırtımı toplar kaçar giderim. Bırakın erotizmi seksten, kadından soğurum yahu!
İskoçya'da gelini kirletme: Bu yukardakilerden daha acısız bir gelenek olsa da bana yapılsa yapanın saçını başını yolarım herhalde. Bu geleneğe göre de arkadaşları gelinin üstüne yumurta, boya, süt ve bilimum pislik fışkırtıyor. Hem de düğünden önce! Düşünsenize Vera Wang'inizin üstüne en yakın arkadaşınız yumurta fırlatıyor. 'Seni kıskanç yelloz!' deyip yumurtalar içinde boğazlardım, valla! İçimde yatan nefreti görmenizi istemezdim; ama gerçek bu. Bahenesi de gelinin evlilik boyunca yaşayacağı sorunları hafifletmekmiş. Biz, kadınların hali n'olacak acaba?
Hindistan'da bebek fırlatma: Bu geleneğe göre de bebek sağlıklı büyüsün, ileride sağlık problemleri yaşamasın diye aileler sırayla bebeklerini 15 metrelik bir yükseklikten aşağıdaki 'sözde' yumuşak bir platformun üstüne atıyor. Tabi zavallı bebekler bu ritüelden sonra sağ kalırsa, bir daha kolay kolay ölmez. Ben (platformu çekerek) ailelerini atmayı öneriyorum.
Size bu güzel haftabaşında geleneksiz, göreneksiz, akıl sağlığınız yerinde musmutlu günler dilerim!
Paylaşımlarınızı yakından takip etmekte ve çok beğenmekteyim . Rustik Perde olarak
YanıtlaSilpaylaşımlarınızın devamını bekleriz .