27 Ekim 2013 Pazar

4 GÜNLÜK EKSPRES LONDRA

Geçtiğimiz 9 günlük tatilin 4 gününü Londra'da geçirdim. Çok doğru bir zamanlama oldu açıkçası; anlatılan o soğuk, kasvetli, yağmurlu şehrin aksine güneşli, yazdan kalma günlerini yaşayan neşeli bir şehirde buldum kendimi. Ekim ayının ortası olmasına rağmen hava 18-19 derece civarındaydı. Gitmeden önce herkes tarafından, donacaksın kalın kıyafetler götür denerek korkutulup, yanıma kalın kalın montlar aldım, sonra hepsini bütün gün elimde taşımak zorunda kaldım. Şikayet ediyor muyum? Hayır tabii ki! Böyle bir şans tanıdığı için Londra'ya teşekkür ediyorum. 

8 Eylül 2013 Pazar

CHICAGO

Bu yazının da bir gezi yazısı olması gerekiyor, her zamanki gibi; ama bu gezinin gerçekleşmesinin sebebi olan hikayeyi de kısacık paylaşmam gerekiyor gibi hissediyorum.

Temmuz başında İbiza-Roma yazısı paylaşmıştım, hatırlarsanız. (http://eylulsavas.blogspot.com/2013/07/biraz-ibiza-biraz-roma.html) O gezinin İbiza ayağında bahsetmeyi atladığım bir detay olmuştu; biriyle tanışmıştım. Bir şeyler hissetmiştim, ama tatil heyecanı diyip geçiştirmiştim. Ama o şeyler biraz büyüdü, hatta çok büyüdü ve beni önceki hafta peşinden Chicago'ya götürdü. Daha fazla detay verip gezi yazısı formatından çıkmak istemiyorum ama müjdeyi de vermeden geçemiyorum; galiba yakın bir gelecekte NY'a değil, Chicago'ya taşınıyorum!


15 Temmuz 2013 Pazartesi

Biraz Ibiza, Biraz Roma

Mevsimlerden yaz. Hayattan sıkılınmış. İstanbul zaten tüketilmiş. Kaçış lazım. E tatil, her şeyin ilacı. Biraz (!) eğlenmek isteyen iki bekar kız nereye gitmeli? Tabii ki İbiza'ya!

Biz, bu kararı birkaç ay önce aldık ve tabii ki bendeniz saniyesinde gidiş, kalış, eğlence ve akla gelen bilumum konu hakkında araştırmaya başladım. Bundan sonra gidecekler için de benim kadar uğraşıp yorulmasınlar, azıcık yardımım dokunsun diye küçük çaplı bir rehber hazırlayayım istedim.


21 Nisan 2013 Pazar

PASTORAL GEZİ NOTLARI

Geçen hafta 5 günlüğüne çok sevgili patronum Nalan'ın Cenevre'deki evine konuk oldum. Biraz işlerden uzaklaşalım, biraz kafa dinleyelim, biraz tatil yapalım aralara iş sıkıştıralım, biraz da hayattaki tek motivasyonumuz olan seyahat aşkımıza katkı sağlayalım dedik.

Eee aşk yok, İstanbul'da da pek hayat yok -en azından benim için şu sıralar öyle-, hep iş de olmaz, motivasyona ihtiyaç var, bunun da en güzel yolu tabi ki seyahat! Hem de ölmeden önce görmem gereken yerler listesine birkaç çentik daha atmak hiç fena bir fikir değil!


14 Ocak 2013 Pazartesi

Bir Isırık New York City!

Birçok şehir için; 'Önce dünyanın her yerini göreyim, bitireyim; gerekirse ikinci turda tekrar karşılaşırız.' derim. Ama New York'a üçüncü gidişimdi bu ve üzerine kaç üçler daha gelecek bilinmez. Çünkü o asla tükenmez, tükenemez, tüketilemez... O kendini hep yeniler ve öncekinde göstermediği bin bir çeşit yüzünü gösterir her defasında. Bir kere aklınıza kazınır, kazındı mı da çıkmaz kolay kolay. Belki hep yaşamak için hayalini kurduğum, en sevdiğim dizilerin, filmlerin kalbi olduğu için bendeki yeri bu kadar özel, bilmiyorum. Tek bildiğim şey; her defasında büyülendiğim; tek inandığım şey ise bir gün orada yaşayacağım. Ve o bir gün çok uzakta değil, hissediyorum. Ne demiş MJ; 'If this town is just an apple, let me take a bite.'.

Kendisiyle olan duygusal bağımı sizlerle de paylaştıktan sonra 10 günlük dolu dizgin tatilimden gideceklere ve merak edenlere ipuçları verme kısmına geçebiliriz.