14 Ocak 2013 Pazartesi

Bir Isırık New York City!

Birçok şehir için; 'Önce dünyanın her yerini göreyim, bitireyim; gerekirse ikinci turda tekrar karşılaşırız.' derim. Ama New York'a üçüncü gidişimdi bu ve üzerine kaç üçler daha gelecek bilinmez. Çünkü o asla tükenmez, tükenemez, tüketilemez... O kendini hep yeniler ve öncekinde göstermediği bin bir çeşit yüzünü gösterir her defasında. Bir kere aklınıza kazınır, kazındı mı da çıkmaz kolay kolay. Belki hep yaşamak için hayalini kurduğum, en sevdiğim dizilerin, filmlerin kalbi olduğu için bendeki yeri bu kadar özel, bilmiyorum. Tek bildiğim şey; her defasında büyülendiğim; tek inandığım şey ise bir gün orada yaşayacağım. Ve o bir gün çok uzakta değil, hissediyorum. Ne demiş MJ; 'If this town is just an apple, let me take a bite.'.

Kendisiyle olan duygusal bağımı sizlerle de paylaştıktan sonra 10 günlük dolu dizgin tatilimden gideceklere ve merak edenlere ipuçları verme kısmına geçebiliriz.


13 Aralık 2012 Perşembe

İlham


Hani hepimizin hoşumuza gittiği için devamlı bir yerlerden yürüttüğü, paylaşınca sözde cool göründüğü, çok harika hayat felsefelerimizi yansıtan, Facebook'ta bir sürü like ve 'çaldım' yorumu alan ilham kaynağı yazılar var ya; işte onlardan kendi paylaştıklarımı derleyeyim dedim. Buyrunuz istediğinizi alınız. Nasıl olsa başkasından çalınan şey, bir başkası tarafından çalındığında artık 'çalınmış' değil 'alınmış' sayılır. Tepe tepe paylaşın!

8 Aralık 2012 Cumartesi

Gecikmiş bir Milan-Como yazısı

Yine arayı çok açtık, biliyorum; ama şu bilgisayarın başına oturup herşeyi bir araya getirip derleyip toplayıp yazmak bazen öyle zor geliyor ki... Sırf yazmış olmak için de yazmak istemiyorum. Zaten 'süreli yayın'  da değil benim minik blog'um. O yüzden 'canı istediğinde yazılan yazı' olarak tanımlayıp, bir daha da bununla ilgili açıklama yapmıyorum.

Gelelim bir başka kısa seyahat yazımıza.


3 Eylül 2012 Pazartesi

KARMA, BİR DAHAKİNE BENİ ERKEK VE EŞCİNSEL YAP DA ÖYLE GÖRÜŞELİM!


Bu başlık da ne diyeceksiniz. Demeyin. Yerimde olsanız –bir kısmınız da olmuşsunuzdur- siz de böyle söylerdiniz. Niye mi böyle söylüyorum; çünkü Mykonos’a gittim. İyi ki de gittim; gözüm gönlüm açıldı, banyo yaptı, temizlendi, arındı; kısacası bayram etti. Nasıl mı? Ne siz sorun, ne ben söyleyeyim. Ne, biceps’ler, triceps’ler (bilmeyenler için kol kası oluyor bunlar; benim her zaman en can alıcı bulduklarım), abdominal’ler, adonis’ler, gluteus’lar (popo kası oluyor bu), six pack’ler, baklavalar, börekler, pastalar gördüm bilseniz! Ama çok acı çektim. Çünkü yapabildiğim tek şey bakmaktı. Çünkü iç çekmekten başka elimden bir şey gelmiyordu. Çünkü hepsi sahipliydi. Çünkü hiçbiri benim olamayacaktı. Çünkü çünkü...! (Bu noktada eğer eski usül kağıt kalemle yazıyor olsaydım kağıdın gözyaşlarımla ıslanıp yumuşadığını fark ederdiniz.)

25 Ağustos 2012 Cumartesi

Bir Ağustos Böceği Macerası


5 koca ay. İşte tam bu kadar zamandır yazmıyorum. Neden, bilmiyorum. Zamanım olmadı, ya da yaratmak istemedim, düzgünce yazmadıktan sonra alelade şeylerle karşınıza çıkmak istemedim, üşendim, dinlendim, bu bahaneler uzar gider. Kendime bile ayıp ettim; ama bugün klavyeyi yeniden parmaklarımın hapsine alıyorum ve yazmaya değer bulduğum mini Kuzey İtalya ve Güney Fransa maceramı anlatmaya çalışıyorum. Gidecek olanlara da birkaç iyi fikir sağlar diye düşünüyorum.
Biz 4 kız İstanbul’dan çıktık yola. Daha doğrusu 2’miz İstanbul’dan çıkıp Milano’da yaşayan diğer 2’limizin yanına gittik ilk önce. Bu tatil planını yapmadan önceki fikrimiz, kalacak yerimiz var nasıl olsa diyerek sadece Milano ve çevresini talan etmekti. Ama gelin görün ki; Milano Ağustos ayında yaşanmaz bir yer olurmuş. Her yer kapalı, sadece en turistik yerlerin açık olduğu ölü sezonuymuş oraların. Biz de bunun üzerine 2 gecemizi orada geçirip trenle Güney Fransa turuna çıkalım dedik. İyi de ettik!


5 Mart 2012 Pazartesi

EVLEN(ME) BENİMLE!

5 gün önce 'leap day'di, yani artık yılın kışının son günü, yani 4 yılda bir gerçekleşen 29 Şubat günlerinden biri. Hani şu o gün doğanların 4 yılın 3'ünde doğumgünlerini 28 Şubat'ta mı 1 Mart'ta mı kutladıklarını bilemediklerimizin ve üzüldüklerimizin günü. Ya da başka bir açıdan bizden hep 4 yıl genç kalanların.

22 Şubat 2012 Çarşamba

VICKY CRISTINA'SIZ BARCELONA

Geçtiğimiz haftayı Barcelona’da geçirdim. Evet, Sevgililer Günü’nün olduğu hafta. Ve evet, biraz şanslıyım. Sevgilim vardı, vizem vardı, kalacak yerim vardı, işlerim yoğun değildi ve tatilim vardı. Bundan iyisi Şam’da kayısı mı şeftali mi bilemiyorum.
Birazcık araştırma yapıp gideyim dedim; ama ya yetersiz bilgi ya da -tabi ki bu ağır basan seçenek- benim yetersiz araştırmam kaynaklı pek fikrim olmadan gittim. Ama gittikten sonra hiçbir sorun olmadı neyse ki. Ben de merak edenlere ya da gitmeyi düşünenlere  kolaylık olsun,  aşağı yukarı fikir edinebilsinler ve kaba taslak bir plan çıkarabilsiler diye genel birkaç bilgi paylaşayım istedim. Bunlar benim gördüklerim ve önerebileceklerim. Kim bilir daha kaç farklı görülesi yer, tadılası lezzet, yaşanması gereken şey vardır...